17.11.2018 - Ziyagiller Köşkü'ne Hoşgeldiniz..

Edebiyat Nedir? Nasıl, Ne Zaman Doğdu?

  • 20 Mayıs 2018
  • 199 KEZ OKUNDU
Edebiyat Nedir? Nasıl, Ne Zaman Doğdu?

İlk çağdan beri her toplumda sanat ve edebiyat sevgisi olduğu görülür. Kişiler, bu sevgiyi önceleri müzik yardımıyla söyledikleri şiirlerde göstermişler. Zamanla şiiri müzikten ayırarak yazılı eserler vermeye başlamışlardır.

Edebiyat, bir söz ve yazı sanatı olduğuna göre edebiyatın gerekçeleri de kelimelerdir. Gerçekten de renkler nasıl ressamın, sesler ve notalar nasıl bir müzikçinin anlatım aracıysa yazı ve kelimeler de bir şair ya da bir yazarım anlatım aracıdır.

Edebiyat Nasıl ve Ne Zaman Doğdu?

İnsanlar, duygu ve düşüncelerini basit ve kaba da olsa yazıyla ortaya koymak için bir yol bulmayı başardıkları andan itibaren ilk edebiyat eserleri meydana gelmeye başladı.

Edebiyat, insanın kendi duygularını anlatım ve düşüncelerini başkalarına anlatma ihtiyacından doğmuştur denebilir. Yazı icat edilmeden binlerce yıl önce gezgin şairlerin saz yardımıyla söyledikleri şiirlerden pek azı sonraki yüzyıllara kadar gelebilmiştir. Günümüze kadar gelmemiş eserler üzerinde kesin hükümler veremiyoruz. Bununla birlikte düşünce ve duygu derinliği yönünden en modern eserleri bile yadırgatmayacak eski edebiyat eserleri tanıyoruz.

Edebi Eserin Belli Başlı Özelliği Nedir?

Yazım ve dil bilgisi yanlışları bulunmayan, orijinal ve iyi fikirler taşıyan, açık bir ifadesi olan, okunuşta hoşa giden bir yazı güzeldir, ilgi çekicidir ve başarılıdır. Yalnız bir şiir ya da düz yazının edebi değer taşıması için bütün bunlardan ayrı olarak üstün bir söyleyiş özelliği; yüksek bilgi, duygu ve düşünceleri, zevkli ve ustalıklı bir kolaylıkla anlatan bir söz ve söyleyiş güzelliği bulunması gerekir.

Edebiyat, şiir olsun, nesir olsun okuyunca insanda sağlam ve güzel dil, duygu ve düşünce enginliği bırakan eserlerin tümüdür. Nazım ve nesir olmak üzere belli başlı iki dala ayrılır.

Şiir ve Nesir

Bir şiiri, bir nesir parçasından ayırt etmek kolaydır. Şiirin ayrı bir tür ve her şeyden önce nesirdekinden bambaşka kurallara bağlı olduğunda bütün sanat ve fikir adamları birleşmektedir.

Eski Yunan Lir şairleri

Kelimeler, şiirde güzel bir ahenk ve müzik etkisi yaratacak biçimde dizilir. Bu durum, mısra dediğimiz kısa satır içinde ölçülü, kafiyeli (uyak) veya ölçüsüz, kafiyeli yahut da ölçüsüz, kafiyesiz bir düzenle ortaya konulur. Kulak, şiirdeki bu uyumu hemen sezer.

Şimdi şöyle bir soruyu ortaya atabiliriz: Şiiri nesirden ayıran nedir?

Nesirde bir düşünce, bir duyuş, bir anı, bir etki geniş bir biçimde bütün ayrıntılarıyla anlatılır. Şiirde ise duygu ve düşünceyi kısa olarak mecaz ve benzetmelere başvurarak mümkün olduğu kadar canlı ifadelerle anlatmak ve duyurmak yoluna gidilir. Şair, kişilerden ve eşyadan gelen etkileri anlatır, onların kendisinde bıraktığı izlenimleri dile getirir. Sözlerin diziliş tarzının da yalnız bir uyum yaratmak değil aynı zamanda ifade edilmek istenilen şeye bir açıklık eklemenin de şiirde özel bir değeri vardır. Mısranın başına ve sonun iliştirilmiş bir kelime dikkatle incelendiği zaman benliğimizde bir etki yaratmayı başarır.

Hemen bütün uluslardaki ilk edebiyat eserleri birer şiir kompozisyonuydu. Gerçekten de şiir, her şeyden önce duygu, düşünce ve etkinin sonucu olan ve hayatın oluşumu, akışı içinde, ilkel insanda bile görülen duyma belirtileridir.

Edebiyat Türleri

Edebi eserler, anlatım tarzı yönünden dört büyük bölümde toplanabilir:

  1. Şiirler
  2. Tiyatro, Sahne Eserleri
  3. Roman ve Küçük Hikayeler
  4. Fikir Yazıları
  Öğrenci Hayalleri

1. Şiirler

Lirik Şiir

İlk çağ toplumlarının çoğunda şiir, saz yardımıyla söylenmekteydi. Eski Yunanistan’da “Lir” çalarak söylenen şiirler, şairlerin duygularını anlatan bir özellik taşımaktaydı. Yüzyıllardır, “Lirik Şiir” sözünden yüksek derecedeki şiir, öz şiir anlaşılmaktadır. “Orfe” eski Yunanlıların ilk “Mitolojik – Lirik” şairiydi. Mitolojiye göre onun şarkı ve şiirlerinin kudreti bitki ve hayvanları bile heyecana getirecek nitelikteydi. Rönesans’tan sonra Petrarca gibi “Hümanist – Lirik” şairlerle 19’uncu yüzyılın “Romantik” şairlerinin hepsi bu sınıftandı.

Didaktik Şiir

Duygu ve heyecanların anlatımından çok bir şeyler öğretmek, öğütlemek amacıyla yazılan şiirlerdir. Bunlar, ahlaki ve felsefidir. Düşünceyi, gerçeği ortaya koyarlar. Klasik çağın şairleri birer didaktik şairdir. “Fabl” (efsaneler) didaktik türe girer.

Pastoral Şiir

Kır hayatını, çıplak tabiat güzelliklerini tanıtıp sevdirmek amacını güden şiirlerdir. Pastoral şiirlerden, doğrudan doğruya bir resim gibi tabiat manzaralarını canlandıranlara “İdil“, karşılıklı konuşmalarla örülü olanlara da “Egloğ” (Latin şairi Virgil‘in şiirleri gibi) denir.

Çobanlar ve çoban hayatıyla ilgili pastoral şiir parçalarına da “Bükolit” adı verilir.

Satirik Şiir

Bir kişiyi, bir toplumu ve bir düşünceyi yermek amacıyla yazılan şiirlerdir.

Epik Şiir (Epope = Destan)

Bir ulusun hayatını yakından ilgilendiren savaş, göç vb. gibi tarihsel ve sosyal olayları hikaye eden uzun manzumelerdir. Destanlarda olağanüstü olaylarla tabiat üstü kuvvetler geniş bir yer tutar. İki çeşit destan vardır:

  1. Tabii Destanlar: Eski çağlarda ulusların vicdanında derin iz bırakan tarihsel ve sosyal bir olayı bize gerçeğe uygun olarak anlatan destan örnekleridir. (Konusunu Truva Savaşı‘ndan alan ve M.Ö. 9’uncu yüzyılda Homeros tarafından yazılan İlyada ve Odiseus Destanları gibi).
  2. Yapay Destanlar: Tarihsel bir olaydan ilham alınarak yazılmış gerçek dışı destan örneğidir. (İtalyan şairi Tasso‘nun Kurtarılmış Kudüs Destanı gibi).

FABL (Efsane)

Olay kahramanları çokluk hayvan ve bitkilerden seçilen; sonunda okuyucuya bir ahlak veya hayat dersi veren yazılardır. Aktörleri hayvan olan bu didaktik şiirde hayvan ve bitkiler arasında insanların kusur ve meziyetleri aranır; Köpekte sadakat, tilkide kurnazlık, çakalda tembellik, karıncada çalışkanlık, kuzuda saflık v.b. gibi.

Fabl’lerin hayali olayları ve kişileri altında gerçek kişiler, gerçek olaylar gizlidir. Bunlarla ahlaki karakterde öğüt ve ibret vermek amacı güdülür.

MASAL

Olağanüstü olaylarla ilgili ve olağanüstü kişilerin başından geçen, zaman ve yer kavramları belli olmayan halk hikayeleridir. Genel olarak ikiye ayrılır:

  1. Halk Masalları: Toplumun geleneklerini, düşünüş tarzını, zevkini sözlü olarak kuşaktan kuşağa bildirir. Halk Masallarının kimin tarafından yaratıldığı belli değildir. Kuşaktan kuşağa ve ağızdan ağza gelişip olgunlaşırlar. Bir yazar, arasıra bunları toplar, daha derli toplu bir şekle sokar ve yayınlar (Alman Grimm Kardeşler’in masalları gibi).
  2. Sanat Masalları: Bunlar, bir yazarın hayal gücüyle meydana getirdiği masallardır. Bir düşünceyi, bir fikri ortaya koymak, yermek, toplumun aksaklıklarını belirtmek için bu masallardan yararlanılır (Danimarkalı masal yazarı Andersen Masalları gibi).

2. Tiyatro ve Sahne Eserleri

Şair Orfe şiir okurken

Trajedi

Belli kurallara bağlı bir tiyatro türüdür. İlk örnekleri Milattan önce Yunanlılar tarafından verilmiştir. Bağ bozumu mevsiminde yapılan kutsal törenlerden doğmuştur.

  Gündüz Aghayev Bugünün Sorunları Çizimleri

Yunan trajedileri birbiri ardınca sürüp giden diyalog ve koro bölümlerinden meydana gelir.

Diyaloglar, eserin dramatik, korolar ise lirik bölümleridir. Korolar, şarkı ve danslarla söylenir.

Komedi

İnsan hayatının gülünç taraflarını gösteren bir tiyatro türüdür. İlk örnekler eski Yunanlılar tarafından verilmiştir. Bunlar da trajediler gibi bağbozumu mevsiminde yapılan kutsal törenlerden doğmuştur.

Dram

19’uncu yüzyılda Romantizm çığırının yayıldığı çağda, klasik trajedinin belli kurallarını kırma amacıyla meydana getirilen bir tiyatro türüdür. Dramda; hem acıklı, hem güldürücü olaylar, hayatta olduğu gibi bir arada bulunabilir. Çirkin sayılan olaylar bile sahnede gerçekteki gibi gösterilebilir.

3. Roman ve Küçük Hikaye

Roman

Roman, insanların olayları anlatmak, dinlemek ve sebeplerini öğrenmek ihtiyaçlarından doğan bir edebiyat türüdür. Roman, bir hayatı veya bir hayatın akışını değiştiren büyük olayları bütün ayrıntılarıyla hikaye eden edebi bir eserdir.

Küçük Hikaye

Roman’ın daha kısa bir konu ve daha küçük bir çerçeve içinde yazılan biçimidir. Hikayelerde, bütün bir hayatı, bütün ayrıntılarıyla anlatmak zorunluluğu yoktur.

4. Fikir Yazıları

Eleştirme

Yaşanılan çağın sanat zevkini ve sanat ihtiyacını kavrayıp bu ihtiyaçları karşılayacak çareleri belirtmeye çalışan bir edebiyat türüdür.

Eleştirmeyi eleştirmeci yapar. Eleştirmeci de öbür edebiyatçılar gibi yazardır.

Makale

Bilim veya sanatta herhangi bir konuyu belirli bir fikir yönünden açıklayıcı ve tanıtıcı bir yazı türüdür.

Çağlar Boyunca Dünya Edebiyatı

İlk Çağ Dünya Edebiyatı

M.Ö. 9’uncu yüzyıldan M.S. 2’inci yüzyıla kadar Yunanlılar, başta destan edebiyatı olmak üzere şiirin her türünde, felsefe, tarih, hitabet, trajedi ve komedide bütün dünyaya örnek eserler verdiler. Yunanlılar, edebiyat ve fikir yazılarında tabiat güzelliğiyle insanı anlattılar.

Aiskhylos'un Büstü

Aiskhylos’un Büstü

İsrailoğulları ise yalnız tabiatla insanı değil, anlatılmayanı da yazmak, söylemek istiyorlardı. Bu ilk çağ uygarlıkları içinde yaşayanlar hep daha iyi bir hayata ulaşmak için didindiler. Zayıflara, kötülere, zalimlere acıdılar, bunları eserlerinde ustalıkla işlediler.

M.Ö. 2’inci yüzyıldan itibaren eski Yunanistan’da siyasal durum iyice karışınca komşu ülkelerde oturan Romalılar, Yunan uygarlık ve edebiyatından etkilenerek kuvvetlendiler. Başta hitabet olmak üzere destan ve şiir türlerinde, trajedi ve komedide olgun eserler verdiler.

Orta Çağ Dünya Edebiyatı

Gittikçe zayıflayan Batı Roma İmparatorluğu, düşmanlarının baskısına dayanamadı. 400 yılından sonra iyice sarsıldı. Ülkeye saldıran Barbarlar, sanat eserlerini parçaladılar, altüst ettiler. Hristiyanlık, büyük bir tehlikeyle, yok olma tehlikesiyle karşılaştı. Daha sonraları Eski Yunanlılardan beri süregelen ve Latin Edebiyatında olgunluğunu sürdüren eserlerdeki üstünlük ve genişlik; yerini kilisenin baskısı altında darlığa bıraktı.

5’inci yüzyıldan 10’uncu yüzyıla kadar karanlık çağ sürdü. 11’inci yüzyıldan sonraki 500 yıl, karanlık çağın devamı olarak bir cahillik, bir karışıklık çağı olarak tanınır.

Orta çağ boyunca kilise çevrelerinde dini edebiyat süregelirken bir taraftan da kahramanlık hikayeleri ozanlar tarafından destan biçiminde söylenmeye başlandı. Bu destanlar 12’inci yüzyılda yazıya geçirilinceye kadar dilden dile dolaştı. Serüvenleri birbirlerine benzemelerine rağmen İskandinavların, Keltlerin, Slavların, Saksonların, Cermenlerin ayrı ayrı destan ve şarkıları vardı. Bu destanlara sonraları din de girmiş, kahramanlık destanları tabiat ile dinin karşılığı hikayeler durumuna gelmişti.

Aisopos'un Büstü

Aisopos’un Büstü

Orta çağın sonlarında şiir olsun, nesir olsun, bütün edebiyat türleri gelişmeye başladı. Dini şiirler yanında hayat olaylarını ve izlenimlerini anlatan şiirlerde yazılmaya başlandı. Ortaçağ destanları arasında Cermenlerin 12’inci yüzyıl sonlarında meydana getirdikleri “Nibelungen“; 12’inci yüzyılda Fransızların “Chanson de Roland” ve İspanyolların “Cid” destanları vardır.

  Ev de Oyun Hamuru Nasıl Yapılır?

14’üncü yüzyılda İtalya’nın siyasi ve ekonomik durumu yeni fikir hareketlerinin doğmasına yol açtı. Böylece eski Latin ve Yunan edebiyatı incelenmeye ve bunların etkisinde kalınarak yeni metinler yazılmaya başlandı. Daha sonraki yüzyılda edebiyat alanındaki Rönesans’ı doğuracak olan bu akıma Hümanizm adı verildi.

İtalya’da bu hareketin ilk büyük temsilcileri, halk dilini yazı ve edebiyat dili durumuna getiren Dante ile Petrarca ve hikaye türünün kurucusu Boccaccio‘dur.

Yeni Çağ Dünya Edebiyatı

15’inci yüzyıl başlarında Hümanizm akımı kuvvetlenmiş ve Rönesans önce İtalya’da doğmuş, daha sonraları öbür Avrupa ülkelerine de yayılmıştır.

16 ve 17’inci Yüzyıl (Klasizm): 16’ıncı yüzyıl sonlarıyla 17’nci yüzyılda Avrupa’ya hakim olan klasizm, tabiatı akla uygun bir biçimde taklit etmektir. Bu akıma göre sanatın üç temeli (Akıl, sağduyu ve tabiat) vardır. Özellikle Fransa’da gelişen klasizm ve neo klasizm akımları bütün Avrupa’yı kapladı. Metafizik ve akılcı şairler, fikir ve felsefede kuvvetli filozof ve eleştirmeciler, klasik trajedi ve komedi yazarları yetişti.

18’inci Yüzyıl (Aydınlık Çağı): Akıl prensiplerine, pozitif görüşlere önem verilip batıl inançlarla peşin hükümlerle ve fikir esirliğiyle savaşa girişilen çağdır. Bu çağda savunulan düşünceler, ilk olarak İngiliz filozofu Locke ile İngiltere’de başlamış; Fransa’da Voltaire, Rousseau v.b. gibi ansiklopedicilerin çalışmalarıyla yayılarak 18’inci yüzyılın ayırıcı niteliği olmuştur.

19’uncu Yüzyıl: Romantizm, realizm, natüralizm, parnasizm, sembolizm gibi sanat ve edebiyat çığırlarını kapsar.

Romantizm, 18’inci yüzyıl sonlarında İngiltere ve Almanya’da öncüleri yetişen ve klasizme tepki olarak doğan bir edebiyat akımıydı.

Gerçeği olduğu gibi anlatma yolunu tutan realizm (gerçekçilik); pozitif ilim araştırmalarının ilerlemesi üzerine 19’uncu yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da romantizme bir tepki olarak doğmuştu.

Natüralizm, bu yüzyılın sonlarında özellikle roman ve tiyatroda meydana gelen edebiyat çığırıydı. Öncüleri Fransa’da yetişen natüralizme, pozitif ilimlere uygulanan determinizmin edebiyata da uygulanması denebilir.

Açıklıktan kaçınıp sembollü bir anlatıma yer veren sembolizm, gerçekçilikle natüralizme tepki olarak doğmuştu. Bu akıma bağlı şairlerin öncüleri (Mallarmee, Baudelarie, Verlaine, Rimbaud gibi) 19’uncu yüzyıl sonları ile 20’nci yüzyıl başlarında yetişen Fransız şairleridir. Sembolist şairlere göre duyularımız, dış alemi olduğu gibi değil, onun asıl durumunu değiştirerek bize ulaştırır.

20’nci Yüzyıl: Empresyonizm, ekspresyonizm, fütürizm, kübizm, dadaizm, sürrealizm ve egzistansiyalizm (varoşçuluk) gibi edebiyat akımlarını kapsar.

Edebiyat Terimleri

Adapte; yabancı dildeki bir eseri yerli hayatın renklerine, gelenek ve göreneklerine uydurarak yapılan bir çeviridir.

Allegori; görünüşteki anlamın altında bir başka anlam olduğunu sembollerle belirtici anlatış tarzıdır.

Diksiyon; şiir okurken, topluluk karşısında konuşurken kelimelerin vurgularının, anlam ve heyecan duraklarının, cümlelerin hakkını vererek söyleyiştir.

Diyalog; piyes, roman ve hikaye gibi eserlerde iki ya da daha fazla kişinin karşılıklı konuşmasıdır.

Elegi; konuları ölüm, ayrılık, hüzün olan lirik şiirlerdir.

Epigtam; dokundurma amacıyla yazılan iğneleyici kısa ve özlü şiirlerdir.

Epilog; bir edebiyat parçası içindeki parçaları bağlayan sonuçtur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ